Türkiye’de 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimler öncesinde ARTICLE 19, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve 20 hak grubu ve gazetecilik örgütü, sosyal medya platformlarını kullanıcılarının ifade özgürlüğü haklarını korumaya ve devlet sansürüne direnmeye çağırıyor. Hak grupları ve gazeteci örgütleri, sosyal medya platformlarının, hesaplara veya içeriklere erişimi engellemeye yönelik tüm hükümet taleplerini açıklamaları ve platformlarındaki içeriğin engellenmesine yönelik gayri resmi hükümet baskısı konusunda şeffaf olmaları gerektiğini belirtiyorlar.

Hak grupları ve gazetecilik örgütleri ayrıca Türk hükümetine, çevrimiçi platformlara içerik engellemeleri için baskı yapmaya son vermesi çağrısında bulunuyor.

Ülke çapında gerçekleşecek önemli yerel seçimler yaklaşırken, Türkiye makamları bir kez daha kısıtlayıcı internet yasasını kullanarak sosyal medya platformlarını kontrol etme çabalarını yoğunlaştırıyor ve hükümeti eleştiren içeriklerin engellenmesini talep ediyor. Sosyal medya platformları, uluslararası insan hakları hukuku kapsamında korunan ifadeleri hedef alan resmi ve gayri resmi baskılara karşı sert ve ortak bir duruş sergilemeli ve artan çevrimiçi sansür karşısında artırılmış şeffaflık ilkesini benimsemelidir.

Artan baskı ve sosyal medya platformlarının yetersiz tepkisi

Türkiye makamlarının sansürü yoğunlaştırma hazır olduklarını -ve sosyal medya platformlarından gelen yetersiz yanıtı- gösteren yakın tarihli çarpıcı bir örnek, Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliği’nin Ocak ayında aldığı bir karardı.

10 Ocak’ta, Twitter/X’in Hükümet İlişkileri hesabı, Ankara’daki bir Sulh Ceza Hakimliği’nin çeşitli platformlarda engellenmesine hükmettiği sosyal medya içeriklerinin listesini içeren 6 Ocak tarihli kararını yayınladı. Karar, hakkında suç işlediği yönünde iddialar bulunan Muhammet Yakut ile ilgili profiller ve Twitter/X, Facebook, Instagram, YouTube ve TikTok’taki içerikler de dahil olmak üzere 210 ayrı öğeyi hedef almıştı. Yakut, sosyal medyada, hükümet yolsuzluğu ve Türkiye’deki organize suç faaliyetleri hakkında iddialarda bulunmuştu. Sulh Ceza Hakimliği, içerikleri İnternet Yasasının 8/A maddesi kapsamında “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunmasına” yönelik bir tehdit olarak değerlendirmiş olsa da, karar uluslararası ifade özgürlüğü standartlarını ihlal ettiğinden platformların içerikleri engellememeleri gerekirdi.

Twitter/X, yaptığı açıklamada ayrıca Türkiye tarafından kendilerine, şirketlerinin bu hakimlik kararına tam olarak uymayan tek platform olduğunun iletildiğini aktardı; ve kararda belirtilen 12 hesap ve 15 tweet hakkında “işlem” yaptığını duyurdu. Şirket, platformunun Türkiye’de tamamen engellenmesini önlemek için bu adımları atması gerektiğini belirtirken, bir yandan aslında söz konusu içeriğin ifade özgürlüğü kapsamında korunması gerektiğini kabul edip, ilgili hakimlik kararına itiraz edeceğini bildirdi. Listede yer alan hesap ve tweetlerin hiçbirine Türkiye’den erişilemezken, birçoğuna diğer ülkelerden erişilebiliyor.

Twitter/X’in açıklamasından bir hafta sonra, Facebook ve Instagram’ın ana şirketi Meta, aynı karara atıfta bulunarak Şeffaflık Merkezi’nde bir vaka çalışması yayınladı ve Lumens veri tabanına (Harvard Üniversitesi’ndeki Berkman Klein İnternet ve Toplum Merkezi tarafından işletilen bir veri tabanı) bir rapor sundu. Vaka çalışmasında, engellenen içeriğin şirket politikalarını ihlal etmediğini belirten Meta, engelleme kararına atıfta bulunarak Türkiye’deki kullanıcılar için 65 gönderi ve 14 hesabın engellediğini duyurdu. Meta, karara uymamasının idari para cezalarına, 6 aya kadar reklam yasağına ve Meta’nın Türkiye’deki tüm hizmetlerinin yavaşlatılması gibi yaptırımlara neden olabileceğini belirtti.

YouTube ve TikTok engelleme kararıyla ilgili kamuya açık bir yorum yapmamış olsalar da, araştırmalar her iki platformun da kararda belirtilen içeriklere erişimi engellediğini gösteriyor. Erişim engelleme, hem YouTube hem de TikTok platformlarındaki çeşitli URL’leri içeriyor. Listede yer alanlardan TikTok’taki öğelerin bir kısmına birçok ülkeden erişilemiyor, geri kalan öğelere erişim de yalnızca Türkiye’de kısıtlı durumda. Listede yer alanlardan YouTube’daki URL’ler Türkiye’den ve başkaca ülkelerden erişilemez durumda.

Bazı erişim engellerinde açıkça belirtilmiş olsa da, birçok durumda platformlar içeriğe erişimin hakimlik kararı nedeniyle engellendiğini belirtmekte başarısız oldu. Türkiye’den erişim sağlanmaya çalışıldığında, içerik genellikle “teknik bir hata nedeniyle” erişilemez olarak etiketleniyor veya “video şu anda kullanılamıyor” mesajları gösteriliyor. Ancak aynı içeriğe başka bir yerden erişilebiliyor. Benzer şekilde, hesaplar Türkiye’den görüntülendiğinde “hiç içerik paylaşılmamış” gibi görünürken, ülke dışından görüntülendiğinde bu hesaplarda birkaç videonun yayınlandığı görülüyor. Bu şeffaflık sorunu, Türkiye’de sosyal medya platformlarını kullanan kişilerin, içeriğin Türkiye makamlarının talebi üzerine kasıtlı olarak engellendiğini ve içeriğe atlatma teknolojileri kullanarak erişebileceklerini bilememelerine neden oluyor.

ARTICLE 19, Şubat 2024’te YouTube’un ana şirketi olan Google’a ve TikTok’a, diğer konuların yanı sıra, ilgili engelleme kararına nasıl yanıt verdiklerini soran bir mektup gönderdi. TikTok, insan haklarına olan genel bağlılıklarını ve Türkiye’de içerik çıkarmaya yönelik hükümet taleplerini ele alma konusundaki rutin uygulamalarını paylaştı, ancak Ocak ayındaki içerik çıkarma işlemleriyle ilgili olarak yöneltilen soruları yanıtlamadı. Google ise yanıt vermedi.

Korku kaynaklı hatalı uyum

Türkiye’nin İnternet mevzuatına Ekim 2022’de getirilen değişiklikler nedeniyle sosyal medya şirketlerinin uluslararası insan hakları hukukunu ihlal eden sansür taleplerine karşı yasal yollara başvurmak yerine hükümet baskısına boyun eğmeye daha istekli davranmaya başladığı görülüyor. Twitter/X ve Meta’nın içerikleri engellediklerini kabul etmeleri, Türk makamlarının artan sansür taleplerine karşı şirketlerin korkuyla yönlendirilen tepkiler verdiklerini göstermektedir. Twitter/X, bant daraltma gibi olası yaptırımlar konusunda açık endişelerini dile getirdi. Meta, hazırladığı vaka çalışmasında olası yaptırımlara yönelik genel bir atıfta bulundu.

Bu yaklaşım, şirketlerin Birleşmiş Milletler İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri kapsamında insan haklarına saygı gösterme yükümlülüğünü göz ardı etmektedir. Bu yükümlülükler dahilinde, platformların ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik baskılara direnmeleri gerektiği de yer almaktadır.

Mevcut yasalar, tek bir içerik engelleme kararına bile uyulmaması halinde bant genişliğinin yüzde 90 oranına kadar yavaşlatılmasına izin verse de, uygulamada platformların eylemlerinden ve yasada öngörülen yavaşlatma hükümlerinden bağımsız olarak Türk makamlarının bazen neredeyse hiç gerekçe göstermeksizin belirli platformlara erişimi tamamen engelledikleri görülmektedir. Bunun bir örneği, 6 Şubat 2023 depremlerinden sonra yetkililerin erişim engelleme amacıyla kısa süreli bir bant daraltma uygulamasına başvurması oldu.

Ancak mevcut verilere göre seçimlerden önce hükümet ve destekçilerinin sosyal medya kullanımları göz önüne alındığında, uzun süreli kapsamlı bir erişim yavaşlatmasının muhtemel olmadığı anlaşılmakta. Meta’nın Reklam Kütüphanesi kayıtlarına göre, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Mayıs 2023’te yapılan genel seçimler öncesinde siyasi reklamlar için önemli miktarda para harcadı. Aynı dönemde Meta, manipüle edilmiş içerikler de dahil olmak üzere AKP’yi destekleyen yorumlar yayan, yaklaşık 1,3 milyon takipçiye ulaşan, içerikleri yaymak için reklamlara 700.000 dolara yakın para harcayan geniş bir sahte hesap ağının da kaldırıldığını bildirdi.

Koordine yanıt ve artırılmış şeffaflık ile yasal baskıların üstesinden gelmek

2020 yasal değişikliklerine uyum sağlamak için dört büyük platformun yerel temsilciler atama kararı almalarının ardından, sivil toplum kuruluşları YouTube, Meta, Twitter/X ve TikTok‘u insan hakları standartlarını ihlal eden yasalara uymamaları konusunda uyarmıştı. Her dört şirket de ifade özgürlüğüne olan bağlılıklarını teyit etse de yeni yasal ortamda nasıl bir yol izleyeceklerine dair çok az açıklama yapmışlardı. Meta, yasal değişikliğin yapıldığı dönemde, artan siyasi baskıyla karşılaşılması halinde yerel temsilcisini geri çekebileceğini belirtmişti.

Hükümet sansürü son yıllarda şüphesiz arttı ve özellikle 2020 ve 2022 yıllarında ülkenin internet düzenlemelerinde yapılan yasal değişikliklerden bu yana yoğunlaştı. Bunun yanında platformlar arasındaki şeffaflık ve koordinasyon eksikliği de hükümet tarafından platformlar üzerinde tek tek baskı kurmada kullanılıyor. Bunun bir örneği Türkiye’nin 2023 genel seçimlerinden hemen önce, yetkili makamlar sosyal medya platformlarını içerik çıkarma taleplerine uymamaları halinde bant daraltma yaptırımı ile tehdit edilmesiydi. Twitter/X, iki ayrı olayda, Türk yetkililerin kendilerine içerik çıkarma talebine uymayan tek platform olduğunu bildirildiğini, bu durumun içerik hakkında işlem yapma kararlarını etkilediğini kamuoyuna açıkladı.

Yerel seçimler yaklaştıkça bu baskının devam etmesi muhtemeldir. Platformların bireysel baskıya maruz kalmamak için koordineli bir tepki benimsemeleri, şeffaflık önlemlerini artırmaları ve içerik çıkarma taleplerine mahkemelerde itiraz ederek direnmeleri çok önemlidir. Hak örgütleri, bu kararlara uyulmaya devam edilmesinin, Türkiye makamlarını, ifade özgürlüğü sınırları içinde kalan içeriklerin çıkarılması için benzer şekilde keyfi veya aşırı taleplerde bulunmaya teşvik edebileceğini ve sonuçta bu şirketleri devlet sansürüne müdahil edebileceğini belirttiler.

Platformların, yaklaşan seçimler sırasında önemli anlarda meydana gelebilecek kapanma durumlarına yönelik olarak, içeriğe erişimin atlatma teknolojileri yoluyla sürdürülmesi de dahil olmak üzere erişimi sağlamak için acil durum planları oluşturmaları da büyük önem taşımaktadır.

Sosyal medya platformlarına ve Türk hükümetine öneriler

Türkiye’de faaliyet gösteren sosyal medya platformları artan hükümet baskısıyla karşı karşıya kalırken, ARTICLE 19, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve diğer 20 hak grubu ile gazetecilik örgütü, onları sivil toplum örgütleri ve etkilenen topluluklarla istişare ederek aşağıdaki adımları atmaya davet ediyor:

  • İfade özgürlüğü kapsamında korunan ifadelere erişimin engellenmesine dair kararlara mahkemede itiraz ederek ve uygulamanın kapsamı ile süresini kısıtlayarak direnin. Engelleme kararlarını, özellikle siyasi söylemin en üst düzeyde korumaya sahip olduğunu göz önünde bulundurarak, uluslararası ifade özgürlüğü standartlarına göre değerlendirin.
  • Türkiye’de Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlerde, seçim günü ve seçim öncesi süreçte hükümet tarafından uygulanabilecek olası yaptırımların ifade özgürlüğü üzerindeki etkileri ve sansüre müdahil olma riskini değerlendirmek ve bunları azaltmak için ek insan hakları durum tespiti çalışmaları gerçekleştirin. Bu çalışma, seçim dönemi boyunca bant daraltma veya erişimi engelleme durumunda platforma erişimi sürdürmek için bir acil durum planı oluşturmayı da içermelidir.
  • Hükümetin sansür talepleri konusunda şeffaf olun. Şeffaflık, içeriğin barındırıldığı URL’de mevcut olmadığını, engellenme nedeniyle birlikte (örn. bir kararla) kullanıcılara bildirmeyi, ilgili olduğunda kararın ve vaka çalışmalarının (Lumens veritabanı aracılığıyla da) yayınlanmasını da içerir. Bu eylemlerin hızlı bir şekilde kamuoyuna duyurulması, hükümetleri hesap verebilir kılmak ve platformlara ayrı ayrı yönelen gayri resmi baskıyı azaltmak için kilit öneme sahiptir.
  • Yasal ve gayri resmi hükümet baskısı hakkında bilgi paylaşmak için diğer şirketlerle iletişim kurun. Özellikle seçim dönemlerinde aşırı sansür taleplerine karşı ortak bir duruş sergilemeyi taahhüt edin.
  • Şirket politikası ve uygulamalarının etkilerini, engelleme kararlarına konu olan içerik veya hesapların bağlamını ve yaptırımların gerçek tehdit ve etkilerini daha iyi anlamak için Türkiye’deki sivil toplumla yakın ilişki ve iletişim halinde olun.

Türk hükümeti, ifade özgürlüğü ile adil ve serbest seçim hakkını güvence altına almak konusunda birincil sorumluluğa sahiptir. Aşağıda yer alan tavsiyeleri uygulayarak bu yükümlülükleri yerine getirmelidir:

  • Uluslararası ifade özgürlüğü ve insan hakları standartlarına uyarak Türkiye’nin internet mevzuatında uluslararası insan hakları hukuku ile uyumsuz bulunan hükümleri yürürlükten kaldırın.
  • Başta siyasi söyleme ilişkin içerikler olmak üzere, insan hakları yükümlülüklerini ihlal eden çevrimiçi içeriklerin sansürlenmesi için sosyal medya platformlarına baskı uygulamak amacıyla yasal ve gayri resmi yolları kullanmaktan kaçının.
  • Tüm içerik çıkarma taleplerinin kamuya açıklanması da dahil olmak üzere, sosyal medya platformlarıyla ilişkilerde şeffaflığı artırın.
  • Çevrimiçi platformlara karşı alınan her türlü tedbirin yasallık, meşruiyet, gereklilik ve orantılılık ilkelerine tümüyle uygun olmasını sağlayın.
  • Seçimlerden önce, seçimler sırasında veya sonrasında sosyal medya platformlarına bant daraltma uygulamaktan veya platformlara erişimi engellemekten kaçının.

İmzacılar:

  1. ARTICLE 19
  2. İnsan Hakları İzleme Örgütü
  3. Access Now
  4. Committee to Protect Journalists (Gazetecileri Koruma Komitesi)
  5. PEN Danimarka
  6. Digital Action
  7. PEN İngiltere
  8. Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF)
  9. Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ)
  10. Freedom House
  11. Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH)
  12. Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI)
  13. Medya ve Hukuk Araştırmaları Derneği (MLSA)
  14. OBC Transeuropa
  15. PEN Amerika
  16. PEN Kanada
  17. PEN International
  18. PEN Norveç
  19. P24 Bağımsız Gazetecilik Platformu
  20. SMEX
  21. Güney Doğu Avrupa Medya Örgütü (SEEMO)
  22. PEN İsveç