Aynı zamanda bu platformlarda:

IPI Özgür Sohbetler: Türkiye podcast serisinin yirmi birinci bölümü yayında!

Podcasti hazırlayan Cansu Çamlıbel serinin yirmi birinci bölümünde, iklim aktivisti ve Açık Radyo’nun kurucularından Ömer Madra ile iklim krizi hakkında medyaya düşen sorumluluk ve konunun Türkiye özelinde medyada ele alınış şekli üzerine konuştu.

IPI Özgür Sohbetler: Türkiye podcast serisinin geçmiş bölümlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Akademisyenlik yaptığı dönemde uluslararası hukuk ve göçmen işçiler konusunda çeşitli çalışmalara imza atmış, daha önce Milliyet, Güneş, Gergedan, Start gibi gazete ve dergilerde editörlük ve yazarlık yapan Madra, iklim aktivistliğinin yanı sıra kurucularından olduğu Açık Radyo’da programcılık yapmaya devam ediyor.

Çamlıbel, gazetecilerin ideolojik açıdan nerede durduğundan bağımsız olarak, iklim krizi konusunda yaptıkları ortak hatalardan bahsetti. İklim krizinin haberleştirilmesinde medyanın birçok yanlış yaptığını ve çoğu zaman bunun farkında bile olmadıklarını belirtti.

Özellikle son dönemde Türkiye’de yaşanan sel ve yangın felaketleri sonrasında iklim krizi konusunun gittikçe büyüyen ve gündeme gelen bir konu olduğunu söyleyen Çamlıbel, bu olaylardan sonra medyanın “felaket haberciliği” konusunda bir sınav verdiğini de vurguladı.

Madra, medyanın farkında olmadan toplumu yanlış yönlendirdiğini söylerken, atmosferin ısınması, yaşayan sistemlerin çöküşe geçmesi gibi konuların aslında insanların çok da ilgisini çekmediğini belirtti. İklim krizi konusunda, fosil yakıt şirketleri gibi büyük karlar elde eden dev şirketlerin yanında medyanın da büyük bir sorumluluğu olduğundan bahseden Madra, “Konuyla ilgili yapılan haberler sadece aldatmacalara dayalı,” diyerek medyanın üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini söyledi.

“Bunları önleyebilmek için medya olarak üzerimize düşeni yapmamız ve aktivizmini de sürdürmemiz gerekiyor,” diyen Madra, medyanın bütünün sadece bir parçası olduğunu ve kapitalist sistemi kökünden değiştirme çabasına girilmediği müddetçe bu durumun devam edeceğini belirtti.

Sohbette değinilen konu başlıklarından bazıları şöyle:

  • Türkiye’de medya kuruluşlarının iklim krizini ele alış şekli, yapılan yanlışlar
  • Dünya medyası ile Türkiye medyasının iklim krizini işleme eğilimleri
  • Jeff Bezos ve Amazon örneği üzerinden büyük şirketlerin iklim krizinde sosyal sorumluluk riyakârlığı
  • Greta Thunberg’in iklim krizinin medyadaki yerine olan etkisi

Ömer Madra ile bölümden öne çıkanlar:

  • “Noam Chomsky ile yaptığımız bir mülakatta; Türkiye için ‘entellektüel sınıfın hatrı sayılır bir kesiminin yalnızca özgürlük ve ifade özgürlüğü için seslerini yükseltmekle kalmayıp aynı bu konularda fiilen bir şey yaptıkları tek ülke Türkiye,’ demişti.”
  • “[İklim krizine ilgisizliğin] bir numaralı sorumlusu fosil yakıt şirketleri olsa gerek, ama onunla aynı ortaklıkta olduğunu söyleyebileceğimiz medya var…‘Pazarlamanın’ ve medyanın bizi görmemeye, düşünmemeye ve Greta Thunberg’in sık sık dile getirdiği gibi noktaları birleştirmemeye yöneldiği ciddi bir ahlaki dünya görünüşüne ittiği söylenebilir.”
  • “Medyanın bunu [iklim krizinden bahsetmemek] kasıtlı olarak yaptığı kanaatindeyim. Bu varoluş krizinden bahsedilmemesi, bir çeşit inkârcılık.”
  • “Medyadaki bu sessizliği kırmak için psikolojik bir efor sarf edilmesi gerekiyor.”
  • “Radyo programcısı Ümit Şahin diyor ki; ‘Açık Radyo, bu alandaki en önemli ön açıcı medya kuruluşu, iklim krizini en az 20 yıldır çok yoğun biçimde gündemde tutuyor ve bu anlamda hem Türkiye’deki aktivizmi hem de medyayı besleyen bir yayıncılık yapıyor.’”