2014 Gamergate skandalından beri pek çok ilerleme kaydedebildik. O günden beri, kadınların ve ötekileştirilmiş grupların hedeflenmesi oldukça tartışılan, araştırılan ve yazılan bir konu haline geldi. Dolayısıyla, son birkaç yıl içerisinde uluslararası örgütler, sivil toplum kuruluşları, gazeteler ve akademi de dâhil birçok farklı aktör, bir araya gelerek bu tür saldırı ve tacizlere karşı çözüm bulmaya yönelik çalışmaya başladılar.

Kadınlara karşı yapılan çevrimiçi tacizler hakkında farkındalık artmış olsa da bu farkındalığın saldırıların sayısı üzerinde bir etkisi henüz olmamıştır. Hatta bazı raporlara göre, bu tacizler sadece daha görünür ve daha koordine hale gelmiştir.

Yaygın taciz çeşitleri arasında birkaç örnek olarak şunlar sayılabilir: “(genelde birçok fail içerecek şekilde) fiziki veya cinsel şiddete yönelik direkt veya endirekt tehdit, saldırgan mesajlar veya hedeflenmiş taciz ve özel yaşam  ihlalleri (örneğin; “stalking” yani takip ederek taciz, mağdurun ev adresinin veya rızası olmadan mahrem fotoğrafların paylaşılması).”

Bu gibi pek çok çeşit tacizin çoğu sosyal medya üzerinden gerçekleşiyor. Çünkü bugün, biz gazeteciler olarak, gerek araştırmak, çalışmalarımızı paylaşabilmek ya da haberleri takip edebilmek için sosyal medyaya bağlıyız. Dolayısıyla da sosyal medya sağlayıcı platformlar kadınlara karşı çevrimiçi şiddetin çözümleriyle ilgili tartışmaların merkezinde olmuşlardır. Gazetecilere karşı tehditler ve çevrimiçi tacizin sayısı arttıkça, bu platformların gazetecilere yönelik çevrimiçi saldırılar meydana geldiğinde önlem almalarının gereği daha da netleşmiştir.

Peki, ne eksik? 

            İnsanlardan oluşan bir görev gücü

Çevrimiçi taciz ve şiddete karşı mücadele ve ortak bir eylem için yıllardır platformlarla savunu faaliyetinde bulunan  gazeteciler, bu platformların çevrimiçi şiddet ve tehditlerin ölçeğini daha iyi anlayabildiğini not ederken, platformların bu sorunu çözmek için insan kaynaklarına  gerekli yatırımı yapmakta başarısız olduklarının altını çiziyorlar.. Henüz bu platformların oluşturduğu, coğrafi ayrılıkları aşan,  birkaç dil konuşabilen, yerel siyasi, sosyal ve kültürel hassasiyetlerin farkında olan  insanlardan oluşan bir görev gücü göremedik.

Kendi insan güçlerini yaratmak yerine platformlar,   kullanıcılar ve platformlar arasında “bekçilik” görevi için sivil toplum kuruluşları ve uluslararası hükümet dışı örgütleri gibi üçüncü parti aktörlere bel bağlamaya devam ediyorlar.

Bu sadece gazeteciler için değil, aktivistler, insan hakları savunucuları ve pek çok diğer ötekileşmiş grup için de tekrar eden bir problem haline gelmiştir. Bu gruplar için, bir sorun olduğunda bu platformlarda muhatap bularak bir çözüme ulaşmak neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Belli tehdit ve sorunların dikkate alınabilmesi, pek çok kez bir üçüncü parti organizasyonun bireysel ilişkilerini araya sokarak müdahil etmesiyle sonuçlanabilmiştir. Hatta bu durumlarda bile nereden yardım isteyeceğini bilmek mağdur kalmış kullanıcılara bırakılmıştır.

            Yapay zekâ ve dil sorunu 

Bunun dışında bu çeşit platformların yapay öğrenmeye dayalı algoritmalara aşırı bağımlılığı pek çok insan hakları endişesine yol açmıştır. Bu algoritmaların herhangi bir dış gözetime açık olmaması, şeffaflık ve sorumluluk ilkelerinin olumsuz etkilenmesine yol açmaktadır. Electric Frontier Derneği’nin hazırladığı bir rapora göre: “sivil toplumun ve hükümetlerin, algoritmaların bazını oluşturan basit varsayım ve veri tabanına erişimleri bugüne kadar reddedilmiş ve bu algoritmalar hiçbir zaman üçüncü bir parti denetimine tabi olmamıştır.”

Yapay zekâ sistemleri önyargılıdır ve özellikle İngilizce dışındaki dillere ayarlanmadığında insanlardan daha iyi karar verememektedir. Bu bağlamda platformların bağlamsal bilgiye sahip,  siyasi ve sosyal bağlam anlayışına ve yerel dillere hâkim insanlarla etkileşimde bulunuyor olması hayati önem sahibidir. Bu sosyal ve politik hazneye sahip kişiler, platformlarda   bir “kalkan” görevi görerek kullanıcılara daha iyi korunma sağlayabilir.

            Kısıtlanmış denetim uygulamaları 

Ayrıca gazetecilere yönelik ciddi bir tehdit arz eden içeriği kaldırmaya karşı bir tereddüt hatta bazen tamamıyla reddedilme pratiği mevcut. Örneğin, haber ağları platformlara gazetecilerinin tehdit edildiklerini söylediğinde, platform, otomatik denetim sonucunda bu paylaşımların platform şartları altında bir ihlal kabul edilmediğini belirterek paylaşımları silmemektedir. Ancak siyasi ve kültürel bağlamların farkında olan insanlardan oluşan bir görev gücü bu sorunu çözebilir.

Platformlar, gerçekleşebilecek farklı tehdit ve risklerin tanımlanmasında daha proaktif bir rol sahiplenmeliler. Saldırının koordine edilmiş veya tek kişilik olup olmadığına bağlı olarak, platformlar hedeflenen kullanıcıya saldırıyı yatıştırmakta  farklı çözüm mekanizmaları sunabilmelidirler.

Tüm büyük sosyal medya platformlarının kullanım ve hizmet şartları bu tür online saldırı ve tacizleri, taklit ve diğer dijital güvenlik saldırılarını yasaklasa da, bu şartların gerçekte yürütülebilirliği ve verimliliği uzun süredir sorgulanmakta. Örneğin, “Facebook, kamu figürlerine karşı zorbalık, tehdit ve saldırıları sileceğini söylüyor, ama Guardian tarafından incelenmiş bazı kurum içi sızmış dokümanlar, Facebook’un bir dereceye kadar kamu figürlerine karşı tehditlere izin verdiğini gösteriyor, buna ölüm tehditleri dahil.”

Yükümlülük ve Taahhütler

Mart 2021’de PEN Amerika, Facebook, Twitter ve Instagram’a “online zorbalık ve tehditlerle uğraşacak bir ürün dönüşümüne başlamalarını” talep etti. Birçok farklı proaktif ve reaktif tavsiye içeren listedeki maddelerden birkaçı şöyle: “kullanıcıların saldırgan içeriği proaktif bir şekilde filtreleyebileceği korumalar; kolay ve hızlı bir şekilde zorbalığın kanıtlarını kaydedebileceği araçlar ve anında aktive edilip yardım çağırabilecek bir SOS düğmesi. Temmuz 2021’de World Wide Web Derneği, platformlara güvenlik sistemlerini geliştirmek için kullanabilecekleri 11 değişik prototip özellik sundu.

Temmuz 2021’de Facebook, Google, TikTok ve Twitter kadına karşı tacizle mücadele konusunda platformlarını geliştirmeye söz verdiler. Verdikleri sözler arasında bulunan “kimin paylaşımları görebileceği, paylaşabileceği, vb. konusunda ayar seçeneğini artırma, tacizin takibi  ve yönetimi için yapılan raporları takip etme, dil ve bağlamı  adresleyebilen kapasite artırma” gibi maddeler etkileyici, ama farklı ülkelerdeki kullanılabilirlikleri ve başar oranları henüz görülme ve değerlendirme aşamasında.

Birkaç ay sonra, Facebook, gazeteciler, aktivistleri ve hak savunucularını “istem dışı kamu figürleri” olarak sınıflandıracağını açıkladı. Böylece kamu figürlerine tanıdığı korumayı gazeteci ve aktivistlere de tanıyabilecekti.

Bu yıl 8 Mart Uluslararası Kadınlar Günü’nde Google Jigsaw birimi yeni oluşturduğu ve şimdilik sadece Twitter ile  çalışabilen “Taciz Yöneticisini” tanıttı. The Verge şunları yazdı: “[Taciz Yöneticisi] yazılımcıların zamanla geliştirebileceği bir kaynak olarak başlatıldı, ondan sonra da 2022 Haziran’da Thomson Reuters Foundation gazetecileri için işlevsel bir uygulama olarak kullanılabilecek.” Bunun üzerine yine bu yılın Mart ayında Meta Journalism Project, ICFJ işbirliğinde gazeteciler için yeni ve bedava bir güvenlik dersi tanıttı. Meta Pasifik Asya Bölümü Haber Ortaklığı Direktörü Anjali Kapoor, “Bu, Meta’nın dünya bazında insan haklarını koruyan gazetecilerin hayatını korumaya ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor. Bu ders, onlara dijital güvenlik alanında güçlü bir zemin sağlayacak,” dedi.

Sırada ne var?

Denetim arttıkça sorumluluk da artar ve bu platformlar gün geçtikçe kullanıcılarının güvenliğini korumak için artan sorumluluklarının farkına varıyorlar. Bazı adımlar atsalar da yaptıklarının yeterli olup olmadığı sorusu sürüyor. Kurumsal politika seviyesinde değişiklikler de bunların uygulaması ve çözüm mekanizmaları da çok mühim. Platformlara ne yapabilecekleri konusunda birçok öneri sunuldu. Dijital güvenlik konusunda bir ders önermek, farkındalık ve aşinalığı geliştirebilmek üzere müthiş bir girişim ama güçlü bir şifre taciz ve zorbalığı önlemek için yeterli değil. Hatta bu girişim, Meta gibi platformların, gazetecilerin her gün yaşadıkları çeşitli tehditlerin seviyesinin ve sıklığının belki de farkında olmadığını gösteriyor. Zaten gazetecilere de topluma da açık birçok dijital güvenlik dersi bulunmakta. Asıl gazetecilerin ve özellikle kadın gazetecilerinin ihtiyacı olan şey, işleri veya hayatları tehlikedeyken, ölüm veya cinsel taciz tehditleri alırken veya sahte hesaplarca hedef alındıklarında risklerle ve sorunlarla daha iyi baş edebilecek yöntem ve araçların geliştirilmesi. Aynı şekilde, gazetecilerin dillerinin konuşulması, içinde bulundukları durum ve bağlamların anlaşılması önemli. Asıl gerekli olan şey, küfürlü bir dille raporlanan içeriğin topluluk ilkelerini ihlal edip etmediği konusunda geciktirilmiş kararlar yerine hızlı bir yardım sunulabilmesi.

Son olarak, otokratik rejimlerde hem ifade özgürlüğü hem de insan hakları ihlallerinin kaydının tutulması, haberlerin yayınlanması ve sorumluluk ve şeffaflık çağrısı için kalmış tek seçenek olan bu platformların oynadığı rolün anlaşılması  pek çok şeyin önünü açabilir. Asıl soru, bu platformlar bunu görebilecekler mi?